Ağustos 2022
Emperyalist Barbarlığa Karşı Sosyalizm
Yusuf Köse
Emperyalist sistem, savaşmadan kendini yeniden üretemez. O, önce bölgesel savaşlarla, bağımlı ülkeleri birbiriyle savaştırarak ve sonunda emperyalist büyük güçlerin doğrudan savaşa girmesiyle, bütün ülkeler savaşın içine çekilerek dünya ateşin içine atılır.
Emperyalizm savaşsız asla duramaz. En barışçıl dönemlerinde dahi, dünyanın bir çok yerinde çeşitli gerekçeler adı altında savaşlar sürdürülür. Son çeyrek yılda çıkarılan ve sürdürülen savaşlara bakıldığında, onlarca ülke birbiriyle savaşırken ve savaştırılırken, emperyalist büyük güçlerin de doğrudan onlarca ülkeye saldırdıklarını görebiliriz. 8 yıl sürdürülen Irak-İran savaşı, Yugoslavya’nın parçalanması ve Yugoslavya’yı oluştuıran ulusların birbirine kırdırılması... 2000‘lerden sonra, Afganistan, Irak, Libya,Yemen, Suriye, Somali, Sudan, Somali, Ermenistan-Azerbaycan, Ruanda-Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Filistin, Lübnan, Pakistan-Hindistan, Pakistan-Afganistan ve daha başkaları… Çoğu Afrika ülkelerindeki bitmek bilmeyen „iç savaş“ları da saymıyoruz. Bunların bütününde de emperyalist tekellerin ya da ülkelerin kışkırtmaları ve destekleri vardır. Ve her şeyden önce bu savaşlar emperyalist sistemin çelişmelerinden ayrı ele alınamaz, onun doğal bir sonucudur.
Emperyalist saldırganlık bütün halklar için acı olmasına karşın, en vahşi olanı da Emperyalist İsrail’in Filistindeki soykırımıdır. Filstin soykırımını İsrail tek başına yapmamıştır. Başta ABD emperyalist hayduttu olmak üzere, bütün Batılı emperyalistler (İspanya hariç) bu soykırımın doğrudan ortaklarıdır. Türk devletinin de bu soykırımda payı vardır.
ABD’nin 2. Emperyalist savaştan sonra savaşsız yılı geçmemiştir desek yalan olmaz. Mutlaka, yıl içinde bir ülkeye ya kısa süreliğine saldırmıştır ya da bombalamış ya da bir ülkeyi bir başka ülkeye saldırtmıştır. Bunların dışında, kendi çıkarı için ülke içinde gerici iç savaşları kışkırtmış ve desteklemiştir. ABD, bunları tek başına yapmamış genelde Avrupalı emperyalistleri de kendi yedeğine almıştır.
Emperyalist sermaye savaşsız büyüyemez. Savaşlar, esasta, emperyalist sermayenin büyümesi ve merkezileşmesi önündeki engelleri kaldırmak için yapılmaktadır. Venezüela’daki emperyalist haydutluk ve son olarak İran’a açılan savaş, gerileyen ABD emperyalizmin yeniden büyüme ve hegomanyasını, Çin gibi diğer büyük emperyalistler karşısında güçlendirme savaşı ve saldırganlıgıdır. Bu bir paylaşım savaşıdır.
Emperyalist ekonomik sistemin büyümesi sınırsız değildir. Ve bugün kapitalizm kendi sınırlarına gelip dayanmıştır. Üretimin uluslararasılaşmasıyla, 1970 öncesi dönem çoktan kapanmış, uluslararası üretimin yeniden üretimin örgütlenmesi, emperyalist sistemin olmazsa olmazı haline gelmiştir. Ne var ki bu tıkanmıştır. Bu tıkanıklığın yarattığı kriz, emperyalist savaşlarla yeniden açılmasını sağlamanın kaçınılmaz bir yolu olarak emperyalist sermayenin büyüme ve birikim yasası olarak karşımıza çıkmaktadır.
Emperyalist sermayenin büyüme ve merkezileşme eğilimi, üretici güçlerin devasa gelişmesi önünde büyük bir engeldir. Çünkü bu ikisi arasındaki çelişmenin kaynağı ücretli kölelik sistemi olan kapitalist üretim ilişkileridir. Üretici güçlerin geldiği niteliksel boyut, özel mülkiyet ilişkilerinin bütünüyle yadsımakta ve üretici güçlerin temelini oluşturan işçi sınıfını üretimin yöneticisi ve düzenleyicisi olması durumuna getirmiştir. Üretici güçlerin geldiği aşama olan dijitalleşme ve yapay zeka teknolojisinin düzeyi bunu zorunlu kılmaktadır.
ABD ve İsrail Emperyalistlerin İran’a Saldırısı
ABD emperyalizminin 2. dünya savaşıyla kurulan emperyalist dünya sisteminin artık kendi egemenliğini zayıflatan bir düzen olduğunu görünce, onları tanımayarak, açıktan saldırıya geçti. ABD emperyalist burjuvazisi yanına emperyalist İsrail’i de alarak, egemenlik sahasını daraltan diğer emperyalistlere ya da onların etki alanı içindeki ülkelere (örneğin Venezüela) askeri saldırıya başladı. Ortadoğu’da önemli bir güç ve enerji kaynaklarına sahip olan yeni emperyalist İran, ABD ve İsrail için bertraf edilmesi gereken bir güçtü.1
ABD emperyalizmi ve İsrail’in, uluslararası burjuva (esasta emperyalist) devletlerin hukukunu2 hiçe sayarak İran’a başlattığı saldırının, daha ilk iki gününden sonra Batılı emperyalistlerin desteğine ihtiyaç duydu. Bu da, ABD emperyalizminin tek başına biraz güçlü bir ülkeye kolay kolay saldıramayacağını, saldırsada istediği sonucu alamayacağını gösteriyor. Çünkü İran emperyalist bir ülke ve uzun yıllardır ağır yaptırımlara rağmen savaşa iyi hazırlanmış gözüküyor. Buna rağmen, saldırganlar ile savunmada olan emperyalist güç arasındaki dengeler oldukça ters orantılı.
Uzun yıllar İran’a uygulanan baskılar, yaptırımlar, onu geriletmemiş, tersine yeni bir emperyalist ülke olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Her ne kadar, Filistin halkının soykırımında imzası olan Hamas’ın 7 Ekim saldırısından sonra, „vekil güçleri“ önemli bir darbe almış olsada, hala çevre ülkeleri üzerinde etkisi olan bir ülke ve özellikle de emperyalist İsrail’in bölgedeki etkinliğinin genişlemesi önünde en önemli engel güçlerden bir olmaya devam ediyor. İsrail burjuvazisi ile ABD burjuvazisinin bölgedeki çıkarları ortak olduğu için, bu engel, ABD emperyalizmi içinde engel olmaya devam ediyor.
İran’ın ABD emperyalizminin en büyük rakibi olan Çin ile ilişkisi ve İran’ın Çin için en büyük enerji kaynağı olması, ABD emperyalizminin önünü keserek kendi denetimine almak istediği bir güçtür. Bunu, İran’a uyguladığı ve uygulattığı yaptırımlarla sağlayamamıştır. Şimdi bunu savaşla, emperyalist barbarlıkla yapmayı deniyor. Venezüela ve İran saldırıları, ABD’nin Çinin enerji kaynaklarını kesme savaşı olarak değerlendirmelidir. Ancak, İran burjuvazsinin Venezüela gibi kolay bir lokma olmadığı bir gerçektir. Çünkü İran emperyalist bir ülkedir.3
Batı emperyalist burjuvazisi (Almanya, İngiltere ve Fransa), İran’ın Körfez ülkelerindeki askeri üslerine saldırmasını gerekçe gösterere4 ABD ve İsrail’in yanında İran’a saldıracaklarını açıkladılar. Ve Fransa’nın „Charles de Gaulle uçak gemisi Doğu Akdeniz“e doğru yola koyulmuş.
Batılı emperyalist cephedeki bu gelişmeler, İngiltere ve diğer batılı emperyalistlerin ABD’nin yanında yer alarak savaşa katılacaklarını gösteriyor. Bu savaşın büyümesine neden olacaktır. Yani, emperyalistler, sistemsel olarak girdikleri krizden, yegane çıkış yolu olarak emperyalist savaşta görüyorlar.
Bu üç ülkenin ABD ve İsrail emperyalistlerin yanında savaşa girmesi, emperyalist savaşın başlaması ya da geriye dönüşümsüz bir aşaması olacaktır. Durum oldukça tehlikeli bir aşamaya gelmiştir. Bunların yanısıra Körfez ülkelerinin de sözde „kendilerini savunma“ adı altında doğrudan savşa katılmasını beraberinde getirecektir.
Emperyalist sistemi, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı 3. emperyalist dünya savaşına bir adım yaklaştırırken, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, bunu, daha ileri bir aşamaya taşıma özelliğine sahiptir. Emperyalistler arasındaki kriz, büyük emperyalist güçleri, birbirinin çıkarlarına doğrudan saldırı aşamasına getirmiştir.
3. emperyalist dünya savaşında -belki de daha erken bir zaman içinde- nükler silahların da devreye sokulacağı gerçeği de unutulmamalıdır. Çünkü emperyalist sermayenin birikim ve yoğunlaşması, kendinin yeniden üretemeyecek bir büyüklüğe eriştiğinden, insanlığı ve doğayı yıkım aşamasına getirmiştir. Sermayenin „sınırı“ dediğimiz nokta burasıdır. Ya dönüşecek ya da dönüştürülecek!
Emperyalist Barbarlığa Karşı Sosyalizm!
Emperyalist sistemin, insanlığa, barbarlıktan başka verebilecği bir şey kalmamıştır. Savaş, ağır sömürü koşulları ve yine savaş ve her geçen gün dünyanın yaşanmaz hale getirilmesi ve doğanın geriye dönüşümsüz tahribatı ve canlı yaşamın son bulması… İşte emperyalist sistemin insanlığı getireceği aşama budur. Bunun bir kısmı şu anda gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Bunun çözümü, bütün dünyada emperyalist savaşlara karşı ayağa kalmaktır. Özellikle savaşı başlatan emperyalist ülkelerin işçi sınıfına ve emekçilerine büyük görevler düşmektedir. Ve bugün, başta, baş savaş kışkırtıcısı ABD emperyalizminin baskısı altındaki ABD halkı olmak üzere, bütün dünyada halkların ezici çoğunluğu emperyalist savaşa ve savaşlara karşı. Daha dün (05.03.2026) Almanya’nın en az 140 noktasında lisesli öğrenciler, okul grevi (Schulstreik) gerçekleştirdiler.5 Amaçları, Alman devletinin zorunlu askerlik yasası çıkarmak istemesine, karşı bir kitlesel protesto. Gençler ve elbette bütün halklar emperyalist sermaye için savaşmak istemiyor.
Kendimizi kandırmayalım! Kapitalist-emperyalist sistem artık modern barbarlık aşamasına gelmiştir.
O, insanlık ve tüm canlıların yararına olan her şeyi yıkma, tahrip etme aşamasına gelmiştir. Emperyalizmin sistem olarak barbarlıktan öte gidecek bir yeri yoktur. Ya yıkılacak sosyalizmi inşa edeceğiz ya da barbarlık devam edecektir, ta ki doğa, insanı sırtından atana kadar… Üçüncü bir yol yoktur!
Emperyalist saldırganlığı, işçi sınıfı ve emekçilere karşı (doğa’da bundan ayrı ele alınamaz) en üst noktasına çıkaran emperyalist sisteme karşı, nerede olursak olalım, mücadeleyi en üst noktasına çıkarmalıyız. Bu modern barbarları, yeryüzünden atacak tek güç: Uluslararası işçi sınıfı ve ezilen halkların, anti-emperyalist, anti-faşist sosyalizm için birleşik mücadelesidir. Bu başarılabilir ve başarmak zorundayız! 05.03.2026
1 Burada bir noktayı belirtmekte yarar var: Bazı burjuva liberalleri „Trump deli olduğu için saldırıyor“ gibi gerekçeler öne sürüyor. Eğer ortada bir „delilik“ varsa, bu Trump’ın „deli“ olmasından değil, emperyalist sistemin insanlık ve doğa için tehlikeli bir sistem olmasından kaynaklanıyor. Trump, Putin, Erdoğan, İran Molla Rejmini, Netenyahu vb. gibi fanatik sosykırımcı ve faşistleri üreten kapitalist sistemin ta kendisidir. Trump’ın en sadık destekçileri, en ileri teknolojiye sahip tekellerdir. Trump, „deli“ değil, ABD emperyalist sermayesinin iyi bir kuklasıdır.
2 2. Emperyalist Dünya Savaşı sonrası kurulan BM vb. kurumlar da dahil, „emperyalist dünya hukuk sistemi“ çoktan yıkılmıştır. Yeni bir „hukuk“ yeni bir emperyalist savaşı dayatıyor.
3 İran işçi sınıfı ve emekçilerin görevi; ABD-İsrail emperyalizmine karşı Molla rejminin yanında saf tutumak değil, onu devirmek amacıyla savaşırken, ABD-İsrail emperyalistlerine karşı da savaşı sürdürmek olmalıdır.
4 Fransa, İngiltere ve Almanya’nın (E3), İran’ın insansız hava aracı (İHA) ve füze fırlatma kapasitesini yok etmeye yönelik olarak, İran’a karşı "gerekli ve orantılı savunma eylemlerine" hazır olduklarını bildirdi.“ https://gazeteoksijen.com/dunya/fransa-ingiltere-ve-almanyadan-ortak-aciklama-irana-karsi-savunma-eylemlerine-haziriz-267335
5 https://www.rf-news.de/2026/kw10/schulstreik-gegen-wehrpflicht-aktionen-in-ueber-140-staedten

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder