8 Mart 2026 Pazar

İranlı Komünistler, Molla Rejmine Karşı Kusursuz Bir „Vatan Haini“ Olmalıdır!


 

İranlı Komünistler, Molla Rejmine Karşı Kusursuz Bir „Vatan Haini“ Olmalıdır!


Bir önceki, Emperyalist Barbarlığa Karşı Sosyalizm“ yazıma bazı yoldaşların eleştirileri vardı. “yorum” sayfasına kısaca yanıt vermek yerine, konu çok önemli olduğu için, bu konudaki Marksist-Leninist ve Maoist anlayışın kısaca ne olduğunu ortaya koymanın daha yararlı olacağını düşündüm. Aslında bu konuda Halil Gündoğan yoldaşın iki makalesi var. Onunda okunmasını öneririm.1


ABD/İsrail ve diğer emperyalistlerin İran Molla devletine karşı saldırması ve savaşına, elbette karşı çıkılması gerekir. Çünkü bu savaşı başlatan ve ilk saldıran emperyalist güçlerin amacı belli. Emperyalist paylaşım savaşımının bir devamı, emperyalist hegomanyayı güçlendirmek amaçlı ve esasta da daha büyük rakip emperyalistlere karşı alan kazanmak ve onların hayati kaynaklarını kesmak amaçlıdır. Bu nedenle, ABD/İsrail emperyalistlerin saldırganlığı asla desteklenemez ve bu saldırganlığa karşı tavır alınması gerekirken, emperyalist 3. dünya savaşı tehlikesini ileri bir aşamaya getirmesi açısından da karşı çıkılmalı ve mücadele edilmelidir.


Vatan savunması”


Bu savaş (her iki emperyalist güçler açısından), bir ulusun kurtuluşu için değil, büyük ve kısmen küçük soyguncuların bir savaşıdır. İran Molla rejminin savaşı ya da karşı savaşı, İran halkının kurtuluşu için değil, Molla rejminin iktidarda kalması için verilmektedir. İşte unutulan ya da görmezden gelinen esas noktalardan biri budur.


Konu, içinde en küçük bir burjuva demokratik hak kırıntısının dahi olmadığı, İran halkına yıllardır kan kusturan, işçi sınıfı ve emekçilerin en küçük demokratik istemini kanlı bir şekilde bastıran en gerici devletlerin birinden söz ediyoruz: Böyle bir devletin ayakta kalması adına “vatan savaunması” yapılabilir mi?


Komünistlerin esas görevi sosyalizmi kurmaktır. İktidarda gerici, faşist ve emperyalist bir devlet varsa, yani devletin en küçük bir ilerici yanı yoksa ve bu devlet ile bu devlete saldıran emperyalist güçler arasındaki çelişmenin easası paylaşım sorunu ise, böyle bir savaşta proletaryanın görevi; ne emperyliast işgalci güçlerle ne de “vatan savaunması” adı altında ülke içindeki celaltlarla birlikte hareket değil, Molla rejmine karşı çıkan tüm ilerici güçleri ve ilerici sınıfları birleştirerek devrimci mücadeleyi geliştirmek ve iktidarı Molla rejminden almak olmalıdır. Bu iki güç arasındaki çelişme ve savaştan, proletarya kendi sınıfsal çıkarı için yararlanmalıdır. İlk saldırganın kim olduğu önemli değildir. Savaşan güçlerin niteliği önemlidir. Her iki tarafta yıkılması gereken emperyalist güçlerdir.


İranlı komünistler, devrimciler, demokratlar ve ezilen uluslar birleşerek İran molla rejmini yıkmak için ortaklaşa mücadeleyi geliştirmelidirler.


Devrimci hareket tarzı budur. Bu, işgalci emperyalist güçlerle birlikte hareket etmek anlamına gelmiyor ve gelmez. Burjuva iktidarın yıkılmaması için burjuvaziye herşeyi hak görenler, burjuva iktidarının yıkılması gündeme gelince “aman ha, böyle bir taktik emperyalizme hizmet olur.” “Vatan haini olursunuz” diyerek, komünistleri burjuvazinin iktidar bekçiliği ile yetinmelerini istiyorlar.


İranlı komünistlerin büyük bir bölümü, Irak İran’a saldırdığında İran gerici molla rejminin yanında yer alarak “vatan savunması”na katıldılar. Kimin vatanı, Mollaların “vatanı.” Ama, bu stratejik küçük burjuva ulusalcı hata, komünistlerin katledilmesine, İran Molla rejminin güçlenmesine ve yıllarca halka zulmetmesine hizmet etti. Savaş biter bitmez Molların ilk görevi komünist ve tüm ilerici muhalif kesimleri kesmek oldu. Bugün on binlerce İranlı komünist, demokratlar, ilericiler ve diğer muhalif kesimlerin bir kısmı Khavaran (Havran) mezarlığında yatıyor. Molla rejimi burayı “kafirler” mezarlığı olarak tanıtıyor.


ABD/İsrail emperyalizmi dünya halkların baş düşmanı olmasına karşın, İran Molla rejimi emperyalist ve bölgenin en gerici ülkelerinden biridir. Bu devletin ayakta kalmasına hizmet etmek, kendi celladını beslemek anlamına gelir. Molla rejminin “Direniş Ekseni” emperyalistlerle bölgesel paylaşım “ekseninden” başka bir şey değildir. Bazı, küçük burjuva ulusalcı anlayışlar ve ulusalcı liberaller, İran’ın emperyalist yayılmacılığının bir ifadesi olan “direniş eksenini” “anti-emperyalist” değerlendiriyor. Bu tamamen halkları ve işçi sınıfını aldatma, İran işçi sınıfı ve emekçilerinin bir numaralı celladını “anti-emperyalist” gösterme çabasıdır. Böyle bir değerlendirme; siyasal körlükten öte, bir siyasal cinayettir. ABD emperyalizminin İran’da istemediği tek iktidar, anti-emperyalist, anti-faşist bir proletarya iktidarıdır. Yani sosyalist bir iktidardır. Bütün emperyalistler; bugün “düşman” gördükleri Molla rejmi ile kolayca uzalaşabilirler. Ama proletarya önderliğindeki bir İran devrimi hiçbir emperyalist güçle uzlaşmaz. Emperyalizmin de yıkmak isteyeceği ilk hedef olacaktır. İran’daki bir proletarya iktidarı, yanında, ne Çin ne de Rus emperyalizmini bulabilecektir.


Örneğin, yarın, ABD/İsrail saldırgan emperyalist güçleri sihlarını Türkiye’ye dönderdiğinde, komünistler Türk devleti ile (şu an saray rejmi) ile birlikte, onun yedeğinde mi “anti-emperyalist” savaş verecek? Yani, kendi celladımızı iktidarda tutmak için kendimizi siper edeceğiz? Böyle bir devrimci sisyaset olamaz. Esas gericilik ve “halk düşmanlığıbudur!


Yarın, İran’da Proletaryanın önderliğinde bir devrim olduğunda ya da olma aşamasında, bugün savaşan güçler birleşerek, silahlarını devrimci iktidara yönelteceklerinden kuşku olmamalıdır. Burjuvazinin “siyasal iktidara hakim olma” konusunda yaptıklarını, bildiklerini proletarya neden yapmasın? Hangi Devlet? Hangi Vatan? Hangi Yurt Savunması? Burada önemli olan, o yurda hakim olan devletin niteliğidir. Burjuvazinin egemenliğindeki bir devlet proletaryanın yıkması gereken bir devlettir.


Lenin’in bu konudaki görüşlerine yer verleim: Bu mektup yazıldığında, Alman emperyalizminin Petrograd’ı ele geçirme durumu vardı. Ve Kerensky önderliğinde iktidara Menşevikler, Sosyalist Devrimciler gibi küçük burjuva kesimlerin ortak olduğu da unutulmamalıdır.


Lenin, 30 Ağustos 1917’de RSDİP’ne yazdığı br mektup’da “vatan savunmasını” şöyle ele alıyor:


Biz ancak iktidarın proletarya tarafından alınmasından sonra, barış önerisinde bulunduktan sonra, gizli antlaşmaların geçersizliğini ilan ettikten ve bankalarla her türlü bağı koparıp attıktan sonra, ulusal savunma yandaşları olabiliriz. Ama ancak bunlardan sonra. Ne Riga’nın alınışı, ne de Petrograd’ın alınışı, bizi ulusal savunma yandaşı yapmaz. (...) O zamana kadar biz proleter devrimden yanayız, savaşa karşıyız, ulusal savunmadan yana değiliz.2


Evet, doğru devrimci taktik budur. Tekelci burjuvazinin yedeğinde “vatan savunması” değil, vatanı elinde bulunduran burjuvaziyi devrimek için harekete geçilmelidir. Bu devrimci taktik; asla emperyalist saldırganlığın yanında olmak, işgali destekleme değildir.

Mao’nun da Japon işgaline karşı Koumintang ile cephe kurması, Koumintang’ın komünistlerin cephe programını kabul etmesinin ardından gerçekleşmiştir. Bu gözardı ediliyor ve ayrıca o süreçte ÇKP güçlüydü ve önderliğinde güçlü bir halk ordusu vardı.


İran’daki ezilen ulusların bu savaştaki tavırları, saldırgan emperyalist güçlerin -sıkça kullanıldığı gibi- mayın eşeği” olması değil, tersine İranlı devrimci güçlerle ortak hareket ederek Molla rejmini devrimek ve anti-emperyalist bir cephede yer almak olmalıdır.


Nazım Hikmetin Şiiri ile bitirelim:

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.


1https://halilgundogan.blogspot.com/2026/03/8-mart-kadnlar-gunu-degildir.html#more

2Lenin, Ekim Devrimi Dosyası, sf.98, Sol Yayınları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder