Türk silah tekeli Repkon'un reklamı
Emperyalizm Üzerine Notlar-9
Emperyalizmin Küçük Burjuva Romantik Analizi: Alt Emperyalizm!
„Bir öğretinin en üst ve biricik kıstasının,
sosyal ve ekonomik gelişiminin gerçek sürecine
uygunluğu olduğu yerde dogmatizm olmaz.“1
Yusuf Köse
Giriş:
Türkiye’nin emperyalist olup olmadığı uzun bir zamandır tartışılıyor. Bu tartışmalar, Türk burjuvazisinin ve onun ekonomik yapısının yanı sıra askeri ve siyasi olarak gelişiminden ve emperyalist sistem içindeki oynadığı rolden bağımsız değildir. Daha önce de bu konuyla ilişkin „Emperyalist Türkiye“ aslı kitabımın yanı sıra, onu aşkın makalemin olduğunu anımsatayım.
Bu çalışmamda, daha çok, „alt emperyalizm“ teorisinin nereden kaynaklandığı ve hangi ideolojik anlayışların savunduğu üzerinde duruyorum. Özellikle „alt emperyalizm“ teorisinin baş mimarı Brezilya’lı Ruy Marua Marini (RMM) olmak üzere, uluslarası alanda ve ülkemizdeki „alt emperyalist“ analizcilerin görüşlerini ele alıyorum. Buradan çıkardığım sonuç; bu teorinin üç dünyacı ve troçkist bir teori olduğudur. Çünkü genelde, kendine ML ve de MLM diyen örgütler „alt emperyalizm“ teorisini savunmuyorlar. Hemen hemen bütün troçkist örgütler ve sol liberal yazarlar bu kavrama sıkı sıkıya sarılmış durumdalar.
Bir çok okuyucu soruyor, „Türkiye’nin emperyalist olup olmaması önemli mi“ diye. Burjuvaziden iktidarı almak isteyen sınıf bilinçli proletarya için yaşamsal bir önemi vardır. İktidarı almak isteyen proletarya kendi burjuvazisinin ekonomik, politik ve askeri durumunu çok iyi bilmesi ve iyi bir analiz etmesi gerekir. Burjuvaziye karşı mücadele gözü kapalı olamaz. Onun her anını, ekonomikpolitik yapısını, siyasetini, askeri durumunu ve emperyalist sistem içinde oynadığı rolü bilmeden, doğru strateji ve taktik ve mücadele biçimleri geliştirilemez.
Emperyalist ve gerici savaşlarda, sınıf bilinçli proletaryanın „emperyalist ve gerici savaşı devrimci iç savaşa çevirme“ görevi, MLM bir öğretidir. İşte bu nedenle de olsa ülke burjuvazisinin, onun devletinin niteliğinin doğru analiz edilmesi gerekir. ABD/İsrail-İran savaşında, bu öğretinin, bir çok devrimci örgüt tarafından unutulduğunu görebiliyoruz.
Yarın, Türk devletinin de içinde olduğu ya da olabileceği bir emperyalist savaş çıktığında, Türk burjuvazisi, bugüne kadar cellatlığını yaptığı ve aşırı sömürdüğü başta işçi sınıfı olmak üzere emekçileri, devletin „ulvi“ çıkarlarını korumak için „mehter ve onuncu yıl marşı“ eşliğinde savaşa çağıracaktır. Bugüne kadar Türk devletinin her türlü baskı, asimilasyon ve terörü altında kalan ve tüm ulusal hakları gasp edilmiş Kürtler ve diğer azınlıklar, aynı marşlar eşliğinde sermayenin çıkarları için savaşa çağrılacaktır. Böylesi bir durumda devletin gerçek niteliği kavranmadığı sürece, adı geçen marşlar eşliğinde kendi celadımız burjuvaziyi korumak yine celladın bıçağı altındakilere düşecektir. Bu reddedilmelidir. Tekelci sermayenin çıkarlarını koruyan her türlü emperyalist ve gerici savaşlara karşı, işçi sınıfı kendi devrimci savaşını vermelidir.
Bütün bunlardan dolayı, „alt emperyalizm“ anlayışının ideolojik ve siyasi kökleri ve hangi sınıfın teorisi olduğu ortaya çıkarılmalı ve iyi kavranması gerektiği düşünceyile bu çalışmayı yaptım.
Bu makale toplamda 22 sayfalık bir analizi içermektedir. Okuyucuyu yormaması açısından, kısa bülümler halinde sunacağım.
1- Lenin ve Emperyalizm
Emperyalizm kavramının, etimolojik kökeni, latince „imperium“ kelimesinden geliyor. Emperyalizmin kökeni çok eskilere gitmesine karşın, esas olarak sanayi kapitalizmin gelişmeye başlamasıyla bilikte özellikle İngiltere’de liberal ve sol aydınlar tarafından, 1870‘lerden itibaren daha yaygın kullanıldı. Bunun nedeni, Marksist olmayan küçük burjuva çevreler, kapitalizm içinde belli gelişmelerin olduğunu görüyor, fakat tam olarak ne olduğunu analiz edemiyordu. Burada kullanılan „emperyalizm“ kavramı, daha çok „büyük güç“, her tarafa müdahale edebilen, askeri ve ekonomik bir güç“ ve daha çok da „imparatorluk“ anlamında kullanıyordu.
Ancak, kapitalizmin tekelleşmeye başlamasıyla, 1890‘lardan itibaren emperyalizm yönelik kitaplar çıkmaya başladı. 1910 yılında Rudolp Hilferding“in „Finanz Kapital“ ve T. Hobson’un „emperyalizm“ eserler yayınlandı. Ancak, bu kitaplar, kapitalizmin tekelci bir aşamaya, yani emperyalizme geçtiği sonucuna varmalarına karşın, emperyalizmin ekonomik yasalarını ve bunun üzerinde yükselen politik yönelimlerinin doğru bir analizini ortaya koyamamışlardı.
Her ekonomik sistemin nesnel yasaları vardır. Nasıl ki, kapitalizmin gelişminin nesnel yasaları varsa, bunun üzerinde yükselen emperyalist sisteminde kendine özgü nesnel yasaları vardır. Bu yasalar gözardı edildiğinde, var olan sistemin ekonomik özü doğru analiz edilemez ve doğru sonuçlar çıkarılamaz. Aynı şekilde, doğru ele alınmayan ekonomik yasaların üzerinde şekillenen politik yönelimler ve politikalarda doğru bir şekilde açıklanamaz ve her şeyden önce de sınıflar arası mücadelede, işçi sınıfının içinde bulunduğu sisteme karşı strateji ve taktiksel mücadelelerini, nesnel koşulları, işçi sınıfı lehine değiştirecek bir doğrultuya sahip olamaz.
Lenin emperyalizmi bir sistem olarak ele alır ve bunu „Kapitalizmin Bir Üst Aşaması Emperyalizm“ kitabında bir çok defa belirttiği gibi başka yazılarında da belirtmiştir.
Bir sistem olarak emperyalizmin ekonomik özü doğru ele alınmaz, onu kapitalizmin nicel bir gelişmesi olarak ele alınırsa ya da salt bir „saldırgan güç“ sorununa indirilirse, buradan ortaya çıkarılacak ya da çıkarılmak istenen sonuçlarda toplumsal nesneli açıklamakta yetersiz kalacak ve işçi sınıfının mücadelesini burjuvazi lehine revize edecektir.
Emperyalizm bir sistem olarak ele alınmazsa, günümüz emperyalist sistem içindeki çelişmeler, üretimin uluslararasılaşması, ulusalarası üretimin örgütlenememesinden kaynaklı emperyalist krizler açıklanamaz. Ve buradan hareketle, emperyalizm ilk doğduğu haliyle statikleştirilerek, emperyalist sistem içindeki ekonomik ve siyasal gelişmelerin bilimsel analizleri de yapılamaz. Ve bir sistemin nesnel gelişimi iradecilikle açıklanamaz.
Burjuva araştırmacı ve teorisyenlerin bu konudaki araştırma ve analizleri, emperyalist sistemin devamını sağlamaya yönelmenin ötesine geçmiyor ve geçemez. Bu anlamda da bilimsel bir yanı yoktur. Bazı doğru verileri ortaya koymaları, sorunu, bütünsellikli olarak bilimsel temelde ele aldıklarını göstermez.
1960‘ların ortalarında Brezilyalı Ruy Marua Marini’in (RMM) anti-Lenininst „alt emperyalizm“ teorisi, „yeni emperyalizm“ kitabının yazarı sol liberal entellektüel Davit Harvey’in günümüz kaustkyvari teorileri, Marksist-Leninist bir temelden yoksun olduğu gibi, açıklanmak istenen sistemin diyalektik gelişmini de doğru bir sonucunu vermekten oldukça uzaktır. Ve bu anlayışların diyalektik materyalizm ile bir bağı olmadığı gibi, ve esas olarak da bu tür açıklamalar, analizler, emperyalizmin romantik analizleri ötesine geçemiyor.
Lenin, Buharin’in kitabını doğru ve o güne kadar o konuda yazılanın Marksizm açısından „en iyisi“ olduğunu söylemesine karşın, kendisini „Kapitalizmin Bir Üst Aşaması Emperyalizm“ kitabını yazmaktan alıkoyamadı. Çünkü Lenin, Buharin’in kitabını bütünüyle yeterli görmediği2 için, zamanının yokluğuna rağmen emperyalizm üzerine derli toplu ortaya konacakları devrimci kamuoyu ile ve örgütüyle palaşmak durumundaydı. Kitabın, çar sansürünü dikkate alınarak yazılması, bu kitabın devrimci kamuoyu ile doğrudan paylaşılmasını ve onlara ulaşmasına öncelik verdiğini göstermektedir. Kendisi de bunu açıklıyor.
Lenin, 26.04. 1917‘de „Emperyalizm“ kitabının önsözüne şöyle yazar:
„İnanıyorum ki, bu broşür, en önemli ekonomik sorunun, emperyalizmin ekonomik özünün kavranmasına yardım edecektir; bu incelenmedikçe, modern savaş ve modern siyaseti anlamak ve değerlendirmek olanksızdır.“3
Lenin’in sözünün ettiği „emperyalizmin ekonomik özü“ kavranmadığı için de bugün yeni emperyalist ülkelerin oluşumu görülemiyor ya da görmezden gelinerek „küçük burjuva romantik analizlere“ başvuruluyor.
Kapitalizmin tekelleşmesinden (emperyalist aşamaya gelmesinden) ayrı bir aşama gibi „alt emperyalizm“ kavramını, eskiden beri kullanan daha çok çok troçkistler ya da ondan etkilenlerdir. Ülkemizde de çoğu troçkist örgütler ve onlardan etkilenen küçük burjuva oportünistler bu kavramı, Leninist emperyalim teorisini tahrif etme pahasına, kullanmaya devam ediyorlar.
Marksist-leninist-maoistler açısından, kapitalist toplumsal sistemi açıklamada temel referans Marx ve Engesl’tir. Emperyalist sistemi açıklamada da temel referans Lenin’dir. Bunların dışındakiler ayrıntıdır. Hele hele Troçki’yi kalkıp bu mertebeye çıkarmaya çalışmak, uluslararası proletaryanın büyük öğretmenleri olan Marx, Engels, Lenin, Stalin ve Mao’ya hakaret olur. Uluslararası proletaryanın Troçkiden öğreneceği bir şey yok mu? Elbette var! Troçkist karşı devrimin, dünyanın ilk sosyalist bir ülkesini yıkmak için emperyalistlerle nasıl işbirliği yaptıklarını, küçük burjuva düşünce tarzının sosyalizm karşısında emperyalizmin nasıl bir kullanışlı aleti haline gelebildiğinin öğretisidir Troçkizm! Sosyalizme karşı emperyalizm ile işbirliği, Troçkinin teorilerinden ayrı ele alınamaz. Marks ve Lenin’in adı altında troçkist güzellemeler, emperyalist sistemi açıklamaya yetmez. Ve Troçkistler, Lenin’in adını anmalarına karşın, „Marksizm-Leninizm“ ve de „Leninizm“ kavramını kullanmazlar. Mao’dan ise hiç hazetmezler! Onlar için Marx’tan sonra Troçki gelir. Ama Marx onlar için „uzak diyarlarda“ kalmıştır. Troçki her zaman „yeni“dir. Lenin’in ismini ise, işçi sınıfı içinde bütünüyle teşhir ve tecrit olmamak için kullanırlar. Burada belirtelim, Leninizm kavramını ve onun öğretilerinin ölümsüzlüğünü, uluslararası proletaryaya Stalin yoldaş kazandırmıştır.
Lenin’in, „oportünizme karşı mücadele edilmeden, emperyalizme karşı mücadele edilemez“ öğretisi, Bolşevik Partisi’nin önderlliğinde yürütülen sınıf mücadelesinin bir deneyimidir. Ve bu teori evrenseldir. Ve bu teori sınıf mücadelesinin deneyimleri ile de kanıtlanmıştır.
Devamı var...
2- Emperyalizmin Romantik Analizi: Alt Emperyalizm!
a) RMM uluslararası hangi sol platformda yer alıyor?
1Lenin, SE, C.1, sf. 439 ınter Yayınları
2Lenin SE, C. 5, Ekler, sf. 356. İnter Yayınları. „Lenin’in teorisi ve eleştirisi, Buharin yoldaş şahsında, modern emperyalizm anlayışında ‚Örgütlü Kapitalizm‘ teorisine kadar düşen sağ oportünizme karşı mücadele için de eşisisz bir silah sundu“ … „Buharin yoldaş’ta bu sapma, … 1915 yılında kaleme alınan ‚Emperyalizm ve Dünya Ekonomisi‘ adlı çalışmasında ortaya çıktı.“ Buharin’deki bu sol sapma küçük burjuva kesimler tarafından sessizce geçiştiriliyor.(YK)
3Lenin, Emperyalizm, önsöz, sf. 8, Sol Yayınları, 7. Baskı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder